Meram Restoranlar zinciri CEO’su Erdoğan Yüce temanın başrol oyuncusuydu.

Yüce: ‘Hayalleri gerçek etmek için birinin delilik yapması gerekir’ diyor.

Amsterdam Tartışmalarının 48.’sinde içimizden biri olan Erdoğan Yüce’nin Meram serüvenini kendi ağzından dinleyip ayın konusu “gastronomi ve  kültür diplomasisi”ni irdeledik. Duyuruda isimleri geçen ve her biri önemli bir markayı temsil eden TÜRES (Tüm Restoran Lokanta ve Tedarikçiler Derneği) yöneticilerinin Hollanda’ya gelişleri mümkün olmadığı için, programda Hollanda’da bir Türk markası haline gelen MERAM’ın gelişmesi ele alındı. Meram Restoranları CEO’su Erdoğan Yüce ile devam eden programda 50 yıllık göç sürecinde Türk mutfağının Hollanda’da geldiği nokta artıları ve eksileri ile gözler önüne serildi.

img_8549Hollanda’ya daha bıyığı yeni terlemeye başlamış bir genç olarak geldi Erdoğan Yüce. Henüz onbeş yaşındaydı. Dayısının ‘restoran’ında çalışmak için Hollanda’ya gelmişti. Erdoğan Yüce’nin branşla her hangi bir tecrübesi yoktu. Erdoğan Yüce muhayyilesindeki ‘içinde masaların ve garsonların olduğu, kapıya yakın bir yerde kasa ve arkasında bir kasiyerin olduğu, ki bu kasiyer ekseriyetle ya patrondur ya da patrona en yakın kişi, bir restoran’ hayali ile dayısının işyerine gider. Gittiği yerde üç masa vardir. İçinde ne kasa ne de doğru dürüst çalışabilecek bir yer vardır. İşyeri küçük bir dönercidir. Kendisine iş olarak bulaşık lavabosu gösterilir. Burada çalışacaksın denir. Yüce büyük bir hayal kırıklığı yaşar. Tabii yapacak bir şey yoktur, dayısının restoranında çalışmaya başlayacaktır. Ve o gün karar verir…

Erdoğan Yüce, artık kendi hayallerinin peşinden koşmaya karar vermiştir. Dayı ile yapılan istişarelerde bir aile lokantasına ihtiyaç olduğunu tekrarlayıp durur ve zamanla bunda da başarılı olur. Kendine ait ilk işletmesini ruhsat için yaşı tutmadığından başkasının adına açan Erdoğan Yüce kafasındaki hedefe odaklanmıştır artık. Hedef: Meram’ı bir marka yapacaktır. ‘Otur oturduğun yerde, işini rizikoya sokma, elindekiyle paranı kazan keyfine bak’ diye yapılan telkinler onu yıldırmaz. “Hayalleri gerçek etmek için birisinin delilik yapması lazım”  diyecektir onu uyaran kasabına.

Hayal marka oluyor…
Günümüz itibariyle Amsterdam ve Rotterdam’da olmak üzere 8 adet restoran ve 1 adet hamburger restorana sahip, yakın zamanda 3 adet hamburger, 1 adet de steak house ile de genişleyecek olan ve sürekli genişlemeyi hedefleyen MERAM Hollanda’da bir marka olmuştur. Üstelik insanların sadece yemek yiyip karınlarını doyurdukları değil, saatlerce sohbet ettikleri, randevulaştıkları, misafirlerini ağırladıkları ve toplantılarını tertip ettikleri mekanlar olmuştur MERAM Restoranları. Bir marka olmanın yanı sıra yüzlerce insana da istihdam sağlayan bu MERAM’ı özel kılan sebeplerden birisi de sosyal sorumluluk alanında verdiği örnek hizmetlerdir.

Sosyal sorumlu girişimcilik…
Personel ve müşterilerin üyesi olduğu Meram Dostları Derneği yoluyla gerek Hollanda’da gerekse Hollanda dışında bir takım hayır faaliyetleri de gerçekleştirmektedir. Yoksullara gıda yardımı yapan gıda bankalarına (voedselbank), yine hem yoksul hem de yalnızlık çekenlere yönelik hizmet veren Resto van Harte (Gönül Restoranı)  gibi kurumlara maddi ve manevi yardım, Suriyeli mültecilerin bulunduğu bir kampta hizmet verecek tam teşekküllü bir seyyar fırın bağışlanmasının yanı sıra bir çok kurum ve kuruluşun organizasyonlarına sponsorluk desteği de vermektedir MERAM.

Türk mutfağı ve kültür diplomasisi…
MERAM’ın Türk mutfağının gelişimi ve tanıtımı alanında neler yaptığı ve yapabileceğinin de irdelendiği tartışmada hem fırsatlar hem de engeller dile getirildi. Türk mutfağının zenginliğine inat Türk restoranlarında çok sınırlı ve her yerde aynı yemeklerin sunulduğu gerçeğine vurgu yapılırken, bunu aşmanın nasıl mümkün olabileceği üzerine fikirler beyan edildi. Menüye sürekli yeni ve farklı ürünlerin eklenmesi, zaman zaman farklı yörelerin yemeklerinin sunulması gibi teklifler gündeme gelirken, meslekten katılımcıların kaygıları da dillendirildi. Aşçılar zaman zaman yeni yemekler sunduklarını, ancak müşterilerin yemek konusunda tutucu olmalarından dolayı bunların pek rağbet görmediğini ifade ettiler. Hollandalı yerli müşterilerin alkol olmamasından dolayı MERAM’ı pek tercih etmemeleri kültür diplomasisine hizmetin önündeki önemli engellerden birisi olarak belirtildi, ancak bu boşluğu Hollanda’ya gelen Müslüman turistlerin doldurduğuna da işaret edildi. MERAM’lara devam eden bir grup Hollanda’lının Türk mutfağındaki yemeklerin tadını aldıkları ve muntazaman geldikleri ve diğer Hollandalılara da referans oldukları gözlemlendiklerini söyleyen Yüce’nin ifadesiyle MERAM Hollanda’ya gezi veya iş amaçlı gelen Müslümanların uğrak yeri olmuştur.

Erdoğan Yüce, hedefe varma konusunda inançlı, mevcutla yetinme yerine daha iyiye, daha kaliteliye ulaşmak için çok çalışma, eğitim, tecrübeleri paylaşma ve personelin işletmeyi sahiplenmesini sağlamayı başarılı olabilmenin şartları olarak gördüğünü ve iş yaparken bunları göz önünde bulundurduğunu ifade ederken, Türk mutfağının tanıtılması ve işletmelere hizmet için sektörün eğitime ağırlık vermesini ve işbirliği şartlarını oluşturabilmek için de profesyonelleşip organize olması gerektiğini söyledi.

48. Amsterdam Tartışmaları konuya binaen aşure ikramı ile sona erdi.

Ahmet Suat Arı

Amsterdam Tartışmaları Moderatörü