Alman Federal Parlamentosu Bundestag 1915 olaylarını, sözde “Ermeni soykırımı” tasarısı olarak tanınması yönünde bir karar alarak hem tarihi hem de hukuki bir hata yapmıştır. Türkevi Topluluğu olarak böylesi yanlış bir kararın alınmasında payı olanları kamuoyu önünde esefle kınıyoruz.

Bu karar, bir tarihi ve hukuki hata olmasının yanı sıra Avrupa Türk diasporası için de bir çok bakımdan kaygı vericidir.  Bununla yıllardır mücadelesi verilen eşit vatandaşlık ve katılım on yıllarca geriye gidecektir.  Devamla, 1915 olaylarının soykırım olarak eğitim müfredatına alınması, sivil toplum çalışmaları ve günlük yaşama yansıtılması, öngörülen kararla düşünce özgürlüğüne de sınırlama getirilecektir.

Bu karardan sonra Ermeni meselesi genelde Alman siyaseti özelde de Almanya Türk toplumunu rehin alacaktır. Ne zaman konu Türkiye, Türk Kuruluşları veya Türk kökenli birisinin kariyeri söz konusu olursa bu konu temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp servis edilecektir ve temel sınav sorusu (test case) olarak kullanılacaktır. Biz bunu daha önce Hollanda’da tecrübe ettik maalesef. Üstelik Hollanda Meclisinin Alman Bundestag’ınınki gibi bir kararı olmamasına rağmen.

Bundestag bu kararla sadece Avrupa Türk diasporasını rencide etmekle kalmamış, aynı zamanda uluslararası hukuku da çiğnemiştir. Ne Birleşmiş Milletler ne de başka uluslararası bir mahkemenin konuyla ilgili bir kararının olmasına rağmen böyle bir kararın alınması siyasi olmaktan öte bir anlam ifade etmeyecektir. Ancak bir çok alanda müstesna olan Alman-Türk ilişkileri bundan kesinlikle zarar görecektir.

Bu kararın bir başka garip boyutu da hazırlayanın bir Türkiye kökenli siyasetçi olması ve Bundestag’da 11 Türkiye kökenli milletvekilinin de kabul oyu vermeleridir. Bu da gösteriyor ki Avrupa Türk diasporası siyasette oldukça başarısızdır.

Herkes bir kez daha şapkasını önüne koyup bu durumu uzun uzadıya düşünmelidir. Artık Ankara eksenli düşünmekten kurtulup Avrupa eksenli düşünme ve metotlarını uygulama vakti gelmiştir. Unutulmaması gereken nokta, zaten diasporanın içinde yaşadığı ülkelerde, Türkiye için olumlu çalışmalar yapma refleksi vardır. Bunun daraltılmaması gerekir.

Sadece içe dönük değil dışa dönük de çalışma yapan STK’ların dönemi başlaması gerekmektedir. İş işten geçtikten sonra insanları sokaklara çıkarmakla bir sonuca gidilemeyeceğini kavramak zorundayız. Karar vericileri, politika geliştiricileri zamanında etkilemek, iletişim içinde bulunmak, bilgilendirmek, farklı sosyal projelerde birlikte çalışmak ancak bizi istediğimiz sonuca götürebilir. Ki biz, mensup olduğumuz medeniyetten gelen bir tarihi tecrübe ve geleneğe sahibiz.

Avrupa Türk diaposrası, Avrupa şartları ve tecrübeleri doğrultusunda uygulanacak sürdürülebilir  metod ve çalışmalarla başarılı olabilir.

 

 

Türkevi Topluluğu