Türkçenin yılmaz savunucusu Ali Fuat Başgil Amsterdam’da anıldı

Amsterdam Türkevi Araştırmalar Merkezi tarafından düzenlenen Amsterdam Biyografi Okumaları’nın üçüncü etkinliğinin nisan ayı konusu, ‘Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil’ oldu.
Başgil’in hayatı, çalışmaları, kişiliği, TRT TÜRK tarafından hazırlanan sinevizyon eşliğinde ‘tanıtıldı. Başgil’in, ‘Gençlerle Başbaşa’ kitabı, Araştırmacı -Yazar Drs. Veyis Güngör’ün, ‘Türkçe Meselesi’ kitabı da Edebiyatçı Yazar Ali Yağcı’nın sunumuyla anlatıldı.

Programda Kur’anı Kerim de okundu.
Programın ilk bölümünde, TRT TÜRK’te yayınlanan, ‘Kendi Gök Kubbemiz; Geçmişten Geleceğe’ belgeselinin 14’üncü bölümünde anlatılan, Ali Fuat Başgil (1893 Samsun – 1967 İstanbul) belgeseli izlenildi. Belgeselde Başgil’in öğrencilerinden Rasim Cinisli (Milli Türk Talebe Birliği Eski Başkanı) ve Prof. Dr. Yusuf Ziya Bardakcı gibi isimlerin de anlatımıyla, bir Memleket Sevdalısı olan Ali Fuat Başgil’in öğrencilik yılları, şahsiyeti, anlayışı, askerlik görevi ve siyasi mücadelesi anlatıldı.
Ali Fuat Başgil’i tanıyanlar onu şöyle anlattılar: “Doğunun kendi değerlerine yabancılaşmasının, Batı Medeniyetinin aldığı mesafeyle hayatları kuşatmasının sancılarını bütün benliğiyle hissetmiş ve hayatını yönünü kaybetmiş Anadolu’nun yeniden dirilişine vakfetmişti”.
Ali Fuat Başgil mütevazı bir aile üyesi olarak dünyaya gelmiş, ilimle yaşamış, ahlakla bezenmiştir. Bir kahraman olarak da vefat etmiştir.

Başgil’in öyküsü
Başgil İstanbul’da lise öğrencisidir. 1. Dünya Savaşı başlar. Başgil yedek subay olarak harbe dahil olur ve Kafkas Cephesine sevkedilir. Başgil o günleri kendi dilinden şöyle anlatır: “1914 Ağustosu sonralarında Çarşamba ve Samsun’dan ilk genç kafile 15 genç idik. Güle söyleye yola çıktık. Erzincan talimgahına gittik. 1919 başında o kafileden yalnız 3 kişi döndük. Arkadaşlarım, kimi cephede şehid düştü, kimi hastalık ve sefaletten öldü. O zamanların askerlikten ihtilalciliğe dökülmüş şımarık kumandanları Almanya’dan taşınan suyla Türkiye’de değirmen döndürmeye çalışmışlardı. Değirmen dönmedi, fakat 18 – 50 yaş arası genç ve dinç bütün bir Türk nesli mahvalup gitti”.
Savaş sonrası İstanbul’a geri dönen Ali Fuat Başgil hoca, öğrenimle ticaret arasında tereddüt eder. İmdadına hocası yetişir. Ve şöyle bir nasihat verir: “Tereddüdü bırak ve tahsiline devam et. İnsan ihtiyarlığına kadar örünün her çağında iş hayatına atılabilir. Ve az çok muvaffak olur. Fakat okuyup öğrenmenin muayyen bir çağı vardır. Sen bugün bu çağdasın. Bu çağı geçirince bir daha bu çağa geri dönemezsin. Ve kabiliyetini heder etmiş olursun. Okuyup öğren de sonra istersen tüccar ol. Bunda bir zararın olmaz”.
Başgil hoca, artık eğitime başlamıştır. Paris’te lise, Grenoble Üniversitesinde Hukuk eğitiminden sonra, Paris Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde doktora, daha sonra da Paris Edebiyat Fakültesi felsefe bölümü ve Paris Siyasi İlimler Merkezi’ni de bitirir. Başgil hoca, Lahey Devletler Hukuku Akademisi’nde öğrenim görür.

Eserleri
Programın ikinci bölümünde, Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’in, Türkçe ve Fransızca çeşitli eserlerinin olduğununu hatırlatarak konuşmasına başlayan Veyis Güngör, Ali Fuat Başgil’in ‘Gençlerle Başbaşa’ isimli eserini, öğrencilik yıllarında okuduğunu söyledi. Kitabın giriş kısmında, Başgil’in Fransız arkadaşı Marcel Grisard ile yaz tatilini geçirmek için Alp Dağları eteklerinde Revel adlı bir köye gittikleri, kaldıkları evin bir kilisye ait olduğu anlatılır. Evin idarecileri arasında papaz da vardır. Hoca, bu durumu görünce, ‘başında gülüp, sonunda ağlamaktan ise, hiç başlamamak’ düşüncesinden hareketle görevlilere kendisinin müslüman bir Türk olduğunu söyler. Eski bir öğretmen olan papaz Girard bu açık sözlülüğe çok sevinir. ‘Ne güzel, o halde dinlisiniz, inanıyorsunuz’ der papaz. Ali Fuat Hoca bu köyde kaldıkları süre zarfında özellikle akşamları yapılan fikri ziyafetlerden yeterince yararlanır. Papaz Girard ‘İrade terbisyesi’ adlı bir kitap tavsiye eder ders alan öğrencilere. Hoca bu kitabı hemen satın alıp okur.

Gençlerle Başbaşa
Yıllar içinde bir çok defa yeni baskısı yapılan, ‘Gençlerle Başbaşa’ kirabı, her ne kadar gençlere yönelik olsa da, yetişkinlerin de yararlanacağı bir kitap olduğunu söyleyen Veyis Güngör, “Bu kitap, sadece fikri çalışma atölyesinin genç ve tecrübesiz çırakları için faydalı olabilecek bir rehberdir. Geleceğin ümidi olan gençleri, bunalımdan, iradesiz ve cesaretsiz yaşamaktan kurtaracak olan bu kitap; başarılı olmasının sırlarını göstermektedir..”
Kitap 5 bölümden oluşuyor.
“Muvaffak Olma Yolunun Tehlikeleri ve Düşmanları”,
“Muvaffak Olmanın Şartları”,
“Terbiyenin Ruh ve Karakter Üzerindeki Tesiri”,
“Muvaffakiyet ve Verimli Çalışma”,
“Çalışma Hayatının ve Umumiyetle Muvaffak Olmanın Kanunları”.
Muvaffak Olma Yolunun Tehlikeleri ve Düşmanları olarak, Ali Fuat Başgil şunları söylüyor:
Muvaffakiyetin ilk düşmanı tembelliktir.
Muvaffakiyetin bir diğer düşmanı kötü arkadaştır.
Üçüncü düşman ise kötü örneklerdir.

Türkçe Meselesi
Programın ilerleyen bölümünde, Ali Fuat Başgil hocanın ‘Türkçe Meselesi’ kitabı ele alında. Hollanda’da yaşayan Türk Edebiyatçılarından Ali Yağcı, Ali Futa Başgil’in bir ‘Milli Kahraman’ olduğunu ve hukukçu olmasına rağmen, güzel Türkçemize önem veren ve Türkçemizi en iyi kullananlardan biri olduğunu söyledi. Yağcı “Başgil’in belli bir ideolojinin adamı değil, Türk halkının yılmaz savunucusu olmuştur. Çileli ve zorluklarla geçen bir hayatı olmuştur” ifadelerini kullandı.
O yıllarda (1940) yaşanan ‘kelime uydurmacılığına’ karşı, Ali Fuat Başgil hocanın üzerinde çalıştığını belirten Ali Yağcı, Hoca’nın Türkçe Meselesi kitabına, “Okuyucularımla Türkçemiz üzerinde dertleşeceğim” diyerek başladığını söyledi. Ali Fuat Başgil bu topraklar üzerinde, “Osmanlıca, Öz Türkçe, Beyaz Türkçe, Kızıl Türkçe” gibi birkaç dilin olmadığını belirtir. Ali Fuat Başgil, dil bilimcilerin dile müdahale haklarının olmadığını söyler ve şu örneği verir: “Nasıl ki bir tarihçi tarih icat edemez, ruhiyatçı ruh tahsis edemez, öyle de dilciler de dil icat edemezler.”

Programda ayrıca Ali Fuat Başgil Hocanın kaleme aldığı ve gençlere öğüt, tavsiye niteliğindeki, ‘Çalışma Hayatının ve Umumiyetle Muvaffak Olmanın Bazı Kanunları’, davetlilerin dikkatine sunuldu. Bu tavsiyelerin bazıları şöyle:
Hergün ve her saat çalışmanın en müsait zamanıdır.
Heryer çalışmanın en müsait yeridir.
Karar verip plan yapmadan çalışmaya başlama.
Fikri çalışmalar için aynı saatlarde ve devamlı günde iki-üç saat kafidir.
Akşam kendine “Bugün ne yaptım yarın ne yapacağım” de.
Her gün iyi bir eserden beş-on sayfa oku.
Rasladığın edebi ve felsefi bazı güzel parçaları ezberle.
Kısa, açık ve manalı yaz ve konuş.
Okuduğun orjinal yazıları bir yerde topla.
En yeni fikir eski bir fikrin yeni bir elbise giymişidir.
Ana dilini iyi kullanmayı iyi öğren.
Öfkeli iken kara verme. Bekle öfken geçsin.
Az konuş kıymet ve tesir çok sözle değil yerinde ve özlü sözdedir.
Program Ali Fuat Başgil hocanın vasiyetinden hareketle, ruhuna okunan Kur’anı Kerim ve yapılan dua ile sona erdi.