Prof. Dr. Nuri Tınaz, Türkevi Konuşmalarının 3.de ABD Müslümanları ve İslamofobi’yi anlattı. 

 

prof-nuri-tinazTürkevi Konuşmaları, Türkevi topluluğu faaliyetlerinden biri olup periyodik olarak seminer ve söyleşilerden oluşur. Bu çerçevede Türkevi Konuşmalarına daha önce Sakarya Üniversitesinden Prof. Dr. Musa Taşdelen “Sarı Saltuk” konusuyla, araştırmacı yazar Melahat Ürkmez de “Şems-i Tebriz” sunumuyla misafir olmuştu. 25 Kasım akşamı Amsterdam’da üçüncüsü yapılan Türkevi Konuşmalarına Marmara Üniversitesinden Prof. Dr. Nuri Tınaz “Amerika Müslümanları ve İslamofobi” sunumuyla misafir oldu. Tınaz’ın sunumunu aşağıdaki alt başlıklardan oluştu.

 

Amerika ve Müslümanlar

Prof. Dr. Nuri Tınaz konuşmasına Amerika’daki müslümanlarla ilgili giriş mahiyetinde şunları söyledi: “ABD’deki Müslümanlar, Amerikalı Müslümanlar veya Müslüman Amerikalılarolarak, bugün sayıları 8 ile 9 milyon arasında değişen nüfuss sahipler. Amerikalı Müslümanlar çok yönlü ve fonksiyonel sosyal, kültürel, politik ve dinsel etkinlikleri ve kurumlarıyla -camileri, kültür merkezleri, politik organizasyonları ve okullarıyla- Amerikan toplumunun çok kültürlü, etnik ve dinsel yapısının önemli ve giderek artan bir parçasını oluştururlar. Bu da, Amerika’da Yahudi-Hıristiyan geleneğinden sonra İslam’a giderek bir Amerikan dini olma fenomeni kazandırmaktadır”.

 

Amerika’da Müslümanların tarihi

Müslümanların Amerika’daki tarihi geçmişleriyle ilgili iki ana aşamadan bahsetmemiz gerekirse de, Amerika’da Columbus keşfi öncesi ve döneminde kıtada Müslümanların varlığına ilişkin sınırlı literatürün olduğunu söyleyen Nuri Tınaz, ‘Columbus döneminde onu etkileyen ve Amerika keşfinde kılavuzluk eden Müslümanların varlığından bahsedilir. Columbus’un 13. yüzyılda Sicilya Kralı Roger’ın danışmanı Müslüman Arap âlimi Al-İdrisi’den etkilendiği ve çalışmasının bir kopyasını Amerika kıtasını keşfi sırasında yanına alıp ve sekiz Müslüman’ın kendisine eşlik ettiği rivayet edilmektedir’dedi. üslümanların ABD’ye kayıtlı olarak kitleler halinde ve büyük sayısal oranlarda gelişi maalesef Kölelik Sitemi ile olmuştur diyen Nuri Tınaz, ‘özellikle ‘1530 ve 1850 yılları arası Batı Afrika’nın değişik bölgelerinden ve kabilelerinden Batı Avrupalı sömürgeci güçler pek çok insanı köle ticareti ile Yeni Dünya’ya kendi ekonomik çıkarları için madenlerde ve tarım sektöründe karın tokluğuna çalıştırmak üzere getirmiştir’dedi. Kölelik Sitemiyle Müslümanların Amerika’ya getirildiklerini ancak, bu yöndeki verilerin ortadan kaldırıldığını, Hıristiyanlaşma politikaları sonucu yok olup gittiğini ve sadece o dönemlere ait izler hafızalarda hatıra olarak kaldığını söyleyen Tinaz ‘Kölelik dönemi Müslümanlardan hafızalarda hatıralarda birkaç hikâye ve Kur’an’dan yazılı alıntılardan başka bir şey kalmamıştır’dedi. Müslümanların Amerika’ya gelişlerinin ikinci dalgasının göç dalgasıyla olduğunu söyleyen Nuri Tınaz, Amerika’ya Müslüman göç hareketlerinin 19. Yüzyıldan başlayıp günümüze kadar devam ettiğini belirtti. Sözkonusu geç dalgasının beş farklı süreç olarak yaşandığını belirten Tınaz, süreçleri şu şekilde özetledi: ilk süreç ‘Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1860’lı yıllarda başlayıp I. Dünya Savaşı’ına kadar devam etmiş olup, zamanında Büyük Suriye diye bilinen bugünün Suriye, Lübnan, Ürdün ve Filistin-İsrail topraklarını kapsayan coğrafi bölgeden gelenler ve İngiliz Hindistanı diye bilinen bölgeden gelen Güney Asyalı göçmenleri içerir’dedi. I. Dünya Savaşı sonlarından başlayıp 1924’e kadar süren ikinci süreç, 1920’li yılların ortasından başlayıp II. Dünya Savaşı’nın başlangıcına kadar devam eden üçüncü süreç, II. Dünya Savaşı sonrası, 1947’den başlayıp 1960’ların ortalarına kadar devam eden dördüncü süreç ve ABD Başkanı Lyndon Johnson’ın 1965’de göçmenlik kotasını kaldırması ile başlayıp, 11 Eylül 2001 terör saldırılarına kadar olan beşinci süreci oluşturur.

 

Amerika’da Müslümanların demografik dağılımı

Müslümanların sayıları ile ilgili ‘ABD’de yaşayan Müslümanların tam sayısını bilmek mümkün değildir’diyen Tınaz ‘Çünkü ABD Anayasasında din ve devlet ayrımı vardır ve resmi otoritelerin ve görevlilerin ülkede yaşayanlara dinleri hakkında soru sormalarına engel olur’dedi. Tahmini sayı olarak 8 ile 9 milyon arasında değişir diyen Tınaz ‘Bilinen bir gerçek var, o da Amerikan Müslüman toplumunun oldukça çeşitli, canlı ve hareketli olduğudur. Genel anlamda şöyle bir dağılım yapılabilir: Hindistan alt kıtası veya Güney Asyalı Müslümanların % 28, Arap asıllıların % 29, ve Afrikan Amerikan veya Siyah Müslümanların % 32 ve diğerleri % 4.

 

Müslümanların eğitim durumu

Müslüman Amerikalılar sosyal kapital olarak genel nüfusa oranla daha genç ve eğitimlidir diyen Tınaz, Müslümanlar diğer inanç toplulukları arasında en yüksek yetişkin genç oranına sahip olduklarını bu yönüyle ABD’deki Müslümanların ülkenin geleceğinde söz sahibi olabilecek genç nüfus ve eğitim kapitaline sahip olduklarına dikkat çekti. Amerika Müslümanların %42’nin master ve doktora eğitimine, %32’nin uzmanlığa sahip olduğunu ve %10’nın ise lise ve ortakul mezunu olduğunu söyleyen Tınaz, Yahudi topluluğu hariç, genel nüfusa oranla oldukça iyi konumda olduklarını belirtti. Buna rağmen, Müslümanlar en az temsil edildikleri meslek ve alanlar ise; Medya (gazetecilik, editörlük vs.) % 1.1, Hukuk alanında (Hakim ve Avukatlık vs) % 0.8, Eğlence Endüstrisi, Film/Dizi Yönetmenliği, Yapımcılığı ve Aktörlük gibi, % 0.6 görülmektedir.

 

Müslümanların siyasi konumu

11 Eylül terör saldırılarına kadar Müslümanlar arasında politik birliktelik ve örgütlenmenin pek yaygın olmadığını söyleyen Nuri Tınaz, Müslümanların siyasi duruşu ile ilgili şunlara dikkat çekti:  ‘Geleneksel ve tarihi olarak, Afrikan Amerikanlar ve doğal olarak Afrikan Amerikan Müslümanlar daha çok demokrat eğilimlidir. 2000 genel seçimleri dahil, göçmen Müslümanlarda ise muhafazakar partinin seçim politikaları gereği –dini, muhafazakar ve aile değerlerine vurgu yaptığından Cumhuriyetçi adaylara destek vermişlerdir’. Yalnız 11 Eylül ve sonrası gelişmeler, Müslüman Amerikalıların politik davranışın belirlenmesine, bilinçlenmesine ve örgütlenmesine tanık olmuştur.
Amerida’da Müslüman Gruplar ve Kurumlar

ABD ‘de Müslümanlar söz konusu olunca, homojen ve tek tip bir Islam ve Müslümandan bahsetmenin zor olduğunu söyleeyen Nuri Tınaz, Amerika Müslümanlarının da çok-kültürlü, çok-etnik yapılı ve çok-inançlı bir toplum olduğuna dikkat çekti. Tınaz, ‘Köle olarak getirilen Müslümanların torunları 20. yüzyılın başlarında değişik form ve gruplar altında –kimlik arayışı, siyah milliyetçi ajanda ve öğretileri- ortaya çıkmaya başladılar. Buna 1960’lı yılların ortasından bu yana İslam dünyasının değişik bölge, ırk, kültür ve dini geleneklerinden Müslümanların yüksek oranda göçü çeşitliliği arttırmıştır’ dedi. Tınaz’a göre Amerika Müslümanları genel anlamda üç farklı katogoride isimlendirelebilir. Bunlar: Afrikan Amerikan, Güney Asyalı ve Arap göçmen Müslüman topluluklar.Bunlara ilaveten, Şii Müslümanların sayıları da ve kurumları da hissedilmektedir. Ayrıca, ihtida yoluyla, İslam’ın ABD’li beyazlar, Latin ve hatta Amerika İndian’lar arasında yayılmasını söylenebilir.

 

Afrikan Amerikan Müslümanlar olarak örgütlenen kuruluşlar Tınaz’a göre şu şekilde sayabilir: The Moorish Science Temple, The Ahmadiye Akımı, The Islamic Mission of America, The Nation of Islam, The Ansarullah Nubian Islamic Hebrews, Dar’ul Islam, ve diğerleri.

 

Mühtedi Müslümanlar: Beyaz, Latin/Hispanik ve Kızılderili Müslümanlar denilince ilk akla gelen beyaz Müslüman Alexander Russell Webb olduğunu söyleyen Nuri Tınaz, Alezander’ın ABD’de İslam ve Müslümanların temsilciliğini ve sözcülüğünü yapmak için 1893’de American Islamic Propaganda Movement’ı kurduğunu ve The Moslem World isimli dergiyi çıkardığını belirtti. Bu faaliyetlerine maddi desteği önce Hindistan Müslümanlarından ve daha sonra da Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit’ten aldığı belirten Tınaz, Alexander Russell Webb’ın Osmanlı Devletinin New York fahri/onursal konsolosluk görevini yürütmek için atandığını söyledi.

ABD’de önde gelen Müslüman kuruluşların liderleri tahminen 50 ile 60 bin civarı beyaz mühtedi olduğunu söylediklerini belirten Tınaz, bu grupta etkin olan Müslümanların gençleri dinleri hakkında bilgilendirmek için San Jose, Californiya’da kurdukları Zeytuna Institute’de seminerler ve kurslar düzenledıkleribi söyledi.

 

Güney Asyalı Müslümanlar grubunun ise 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında ferdi olarak Güney Asya’dan Müslümanlar Yeni Dünya’ya misyoner ve politik amaçlı geldiklerini söyleyen Tınaz, bu çerçevede göç yoluyla gelenlerin daha çok, İngiliz Hindistanı diye bilinen bölgeden olduğuna dikkat çekti. Daha sonra Afganistan’ın işgaliyle göç edenlirin olduğunu söyleyen Tınaz, Güney Asyalı Müslümanların ülke genelinde Müslümanlar arasında dini ve politik kurumlara öncülük etme, liderlik ve diğer alanlarda önemi bir konuma geldiklerini belirtti.

 

Arap Müslümanlar olarak gruplandırılanların Osmanlı İmparatorluğunun 19. yüzyılda çöküş döneminde Büyük Suriye diye bilinen, -bugünün Lübnan, Suriye, Ürdün ve Filistin-İsrail topraklarından- bölgeden gelmiklerini söyleyen Tınaz, Arap Müslüman göçünün II. Dünya Savaş’ından günümüze kadar devam ettiğini belirtti. Arap Müslümanların Amerikaya göç hareketleri 1948 İsrail’in kurulması ve çok sayıda Filistinlilerin yurtlarından çıkarılıp sürgün edilmesi, 1967 Arap-İsrail savaşında Arapların yenilgisi sonucu ortaya çıkan belirsizlikler, 1980’li yılların başında Lübnan’da çıkan sivil savaş, 1991 Körfez krizi, ve son olarak da Irak’ta Saddam rejiminin Mart 2003’de devrilmesinde hız kazanmıştır.

 

ABD’ye göç eden Müslümanların büyük çoğunluğu Sünni olduğuna dikkat çeken Tınaz, gözle görülür sayıda da Şii Müslüman topluluğun var olduğunu bunların New York, Detroit, Washington, Los Angeles ve Chicago’da yoğunlukta olduklarını belirtmiştir.

 

Sufi Grupların ABD’deki İslam ve Müslüman yüzünün etnik ve kültürel bariyerleri ve alanları geçerek  değişmesinde ve çeşitlenmesine kaktısı olduğunu söyleyen Tınaz, araştırmalarda öne çıkan bazı Sufi grupların İnayat Han’in Çisti koluna bağlı Batı’da Sufi Tarikatı (The Sufi Order in the West), Philadelphia’daki Bawa Muhaiyaddeen Fellowship; Nakşibendi Al-Hakkani al Kıbrısi olduğunu belirtmiştir.

 

Sivil Toplum Kuruluşları

Özellikle, 11 Eylül terör saldırılarından sonra Müslümanların hak ve hukukunu koruyacak, İslam ve Müslümanların imajını düzeltmek ve onlar hakkında doğru bilgiler üretmek ve yaymak ve Müslümanları politik olarak örgütlendirecek ülke genelinde birçok organizasyonlar kurulmuş ve mevcut olanlara da yeni bir dinamizm kazandırıldığını söyleyen Tınaz, bu gelişmelerin Amerikan Müslümanlarının yüz ve renklerinin değişerek ve dönüşerek yeni ortak paydalarda birleşmesini beraberinde getirdiğini belirtmiştir. Tınaz, ‘Amerikan Müslümanların 1200’ü aşkın camileri, 300’ün üzerinde etnik ve kültürel organizasyonları, 200 üniversite öğrenci dernekleri, 200 ilk ve orta / lise eğitimi veren İslami okulları, 100 medya kuruluşları ve 50 sosyal servis ve dünya hayır/yardım kuruluşları vardır’dedi.

Dini organizasyonlar altında öne çıkan bazı kuruluşlar şu şekilde sıralanabilir: ABD ve Kanada’daki İslami Kuruluşlar Federasyonu (The Federation of Islamic Associations in the United States and Canada, FIA); ABD ve Kanada’daki Müslüman Örgenci Derneği (The Muslim Student Association in the USA and Canada, MSA); Kuzey Amerika IslamTopluluğu (Islamic Society of North America (ISNA); Amerikan İslam Çevresi, Islamic Circle of America (ICNA); Zeytuna Enstitüsü (Zeytuna Institute); Kuzey Amerika Şia Isna-Eşari Müslüman Topluluklar (The North American Shia Ithna-Asheri Muslim Communities, NASIMCO).

 

Politik ve Sivil Organizasyonlar altında da şu kuruluşlar sayılabilir: AMC, The American Muslim Council (Amerikan Müslüman Konsülü); MPAC, The Muslim Public Affairs Council (Müslüman Halk İşleri Konsülü); CAIR, The Council on American-Islamic Relations (Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi). Bu kuruluşların, bütün ülke genelinde Müslümanların etnik ve kültürel farklılıklarını aşarak kendi haklarını ve çıkarlarını korumak için ortak platformlar oluşturduklarını söyleyen Tınaz, aynı zamanda yerel ve ulusal politik ve sivil otoriteler düzeylerinde kendilerini ifade etmek ve topluma katılımları gerçekleştirdiklerine dikkat çekti.

 

İslamofobi

Amerika’da İslam ve Müslüman algısının medya ve film sektörü üzerinden oluştuğunu söyleyen Nuri Tınaz, film sektörününün de Canon ve Warner Bros grubu tarafınan paylaşıldığını belirtti.

Tınaz, hiç kuşkusuz 11 Eylül 2001 terör saldırıları ve onu takip eden gelişmeler genelde Batı’da İslam ve Müslümanlar imajı ve özelde ABD’deki Müslümanlar açısından bir dönüm noktası olmuştur dedi. ABD ve Batı Avrupa’da İslam adına köktendinci ve dinsel fanatiklerin Islam adına yaptıkları terör olayları bu kanatları ne yazıkki meşrulaştırmıştır diyen Tınaz, Müslümanlar 11 Eylül 2001 öncesi, etnik ve kültürel aidiyet olarak asabiya etrafında yoğunlaşırlarken, bu oluşumun yönü ve çerçevesi tamamen değişmiştir. Artık Müslümanlar, dar aidiyetlerden kurtularak daha geniş aidiyetlere evrimle deneyimi yaşamaktadırlar. Amerikan Müslümanların bu evrimle ve dönüşümleri toplumsal yaşamın her alanında hissedilmektedir’dedi. İslamofobi’nin etkisiyle son yıllarda

yerli Müslümanlar, siyahlar, Latinler beyazlar da kendi perspektiflerinden İslami anlama yaşamak için kendilerinin din kültürünü üretmeye başlamışlardır diyen Tınaz, ‘göçmen Müslümanlar da artık, İslami anlayış, kültür ve pratiklerini üretirlerken geldikleri ülkenin veya kültürün bir uzantısı veya yeniden üretimi değil artık, bunlar da yaşadıkları ülke, ortam ve politikalara göre kendilerini rahat ifade edebilecek yerli İslam anlayış, kültür ve pratiklerini üretmeye başlamışlardır’dedi.

 

Avrupa Müslümanları ABD Müslümanlarından neler öğrenebilir?

Türkevi Konuşmaları’na katılanların genel kaati, ABD Müslümanlarının uzun yıllar vermiş oldukları mücadele, yaşamış oldukları değişim süreçlerinin, Avrupa Müslümanları için bir labaratuvar olduğu, çeşitli dersler çıkartılacağını yönündeydi. Müslümanların Amerika’ya göç serüveninin Avrupa Müslümanlarına göre daha eski olması, Amerika Müslümanlarının emansipasyonu, siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel katılım süreçlerinin bilinmesi, incelenmesi belki mükayeseler yapılması öne çıkan yorular arasındaydı. ABD ve Avrupa Müslümanları arasındaki göç geçmişinin farklı olması ve eğitim seviyesinin farklı olması ilk başta dikkat çekilen farklılıklar olarak ortaya çıktı. Avrupa Müslümanlarının, ABD Müslümanlarının kendilerini nasıl tanımladıkları, hissettikleri ve toplumun bir parçası olmaları için neler yaptıklarının dikkatle takip edilmesi temenni edildi.